"Yalnız sansürcülerin hayal gücünü aşmayan şeyler sansür edilebilir" Andrzej Wajda (Sinema ve Ben)

14 Kasım 2022 Pazartesi

       

Sibernetik Kapitalizm

  İletişimle ilgili her teori soyutlama kavramından hareket etmek durumundadır – soyut-somut dikotomisi yönünden değil, derin tarihî kökleri olan bir maddi toplumsal pratik olarak. Zaten yazmanın kendisi, yani yazının kil tablet gibi dışsal bir teknolojiye kaydedilebilecek sembollere tercüme edilmesi, konuşmanın bir soyutlaması değil mi?

  Hiroşima’ya üç savaş uçağı gönderilmiştir. İlki “Little Boy” (Küçük Çocuk) adı verilen bombayı taşımaktaydı. İkincisi, patlamayı ölçecek sensörlerle ve diğer araçlarla donanmış bilim adamlarıyla doluydu. Üçüncüsü de olayı kaydedecek fotoğrafçıları taşıyordu. 

  Atom patlaması, Manhattan Projesi’nin devasa sayısal tablolarını işleyebilecek, gelişmekte olan bilgi-işlem makineleri sayesinde mümkün oldu (IBM’in Harvard Mark i modeli). Bilgi-işlem makineleri ve nükleer silahlar, savaşın rahminde birlikte doğdu. Genel amaçlı ilk dijital bilgisayar, ENIAC, dört ay sonra, Aralık 1945’te ortaya çıktı. İlk görevi Hiroşima ve Nagasaki’yi yok eden füzyon patlamalarından daha korkunçtu: termonükleer silahların kullanılabilirliğini saptayacak matematik testlerin yürütülmesi. Dijital aletlerin yükselişi, bazı doğal fenomenlerle benzeşen ondan önceki analog teknolojilerine odaklanmayı mümkün kıldı. Bu analog teknolojiler bağlamında, örneğin, bir çekiç bir yumruğa, bir uçağın kanadı da bir kuşun kanadına benzetiliyordu.

  Google’ın 1990’lardaki kökleri, 1945 yılında siber-kapitalizmi doğuran, bu tepedeki aynı kurumlar kümesine dayanıyor. Daha 1993 yılında, ABD istihbarat örgütleri –esasen CIA, NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) ve bağımsız olarak hareket eden DIA (Savunma İstihbaratı Ajansı)– yaygınlaşan kişisel bilgisayarlar, e-posta ağları ve yeni yeni büyüyen worldwide web (www) tarafından üretilen verilerin takip edilmesiyle ilgili araştırmaları ihale etme peşindeydi.