Kültürel İktidar Mümkün müdür, Marifet midir?
Hal böyleyken günümüzdeki çatışma ve iktidarın kültürel iktidar kurma arzusunun bu toprağın tarihinde mayalandığını, odakta ise çoğunlukla laiklik meselesinin bulunduğunu söylemek herhalde yanlış olmaz. Dolayısıyla AKP’nin kültürel iktidar mücadelesinin, siyasal İslamcı ideolojinin Cumhuriyet’in laik niteliğiyle mücadele tarihinin izdüşümü olduğu ve bu varsayımın olup biteni düşünmeyi kolaylaştırdığı kanısındayım.Buna mukabil, partinin değişmeyen yanları da vardı ki, bizi ilgilendiren bunlar: Siyasal İslam ideolojisi, her koşulda neoliberal ekonomi programına sadakat, pragmatizm ve liderin siyasi istikbali. Söz konusu sac ayaklarının selameti için kiminle ittifak kurması gerekiyorsa onunla kurdu, kimin elini bırakması gerekiyorsa onun elini bıraktı.AKP ilk on yılında her seçimde eski merkez-sağı tüketerek, büyük ölçüde içererek ilerledi. Onlara ‘da’ hitap eden bir dil, üslup ve siyaset benimsedi. Oyların yarısını aldığı 2011 seçimlerinden sonra dümeni ‘aslına’ kırmaya başladı. Görünen o ki 2013’teki Gezi eylemleri ve hemen ardından Gülencilerle yaşanan çatışma pek çok bakımdan kritik aşamalardı.Genel kanı, iktidarın 2013 yazında ‘kültürel iktidar’ konusundaki zafiyetinin farkına vardığı yönünde. Benim de görüşüm bu yönde. Sanırım o tarihe dek el ele yürünen ve kültürel konularda iktidara yakıt sağlayan kesimlerle ‘bozuşmuş’ olmak AKP bakımından bir yanılsamanın sona ermesine neden oldu. Sonrasında, giderek artan biçimde işitir olduğumuz ‘kültürel iktidar’ kurma kaygısının açıkça dile getirilmesinde bir ‘hikmet’ olmalı. 2017’de kabul edilen yeni rejimle birlikte çok daha görünür hale gelen bir kaygı bu.“AKP kültürel iktidarını kuramadı” diyenlerin haklı bir yanı var kuşkusuz. Ancak bu haklılığı büyütmemek gerekir. Yıkmak, sona erdirmek, dönüştürmek, kişiliksizleştirmek için de iktidara gereksinim var. Birkaç ‘transferi’ saymazsak, AKP çevresinden evrensel ölçütlerde iş üreten bir sinemacı, romancı, ressam, tiyatrocu, yazıp çizdiği kamuoyunca benimsenen bilim insanı vb. çıkmadı bugüne dek. Ama aynı parti, söz konusu alanların tamamını çoraklaştıran bir siyaseti yaşama geçirebildi. Bugün söz konusu alanlarda eser veren hiç kimse, cezalandırma ve linç ihtimallerini göze almadan, iktidarı ve başta dînî olmak üzere sayısız hassasiyete sahip olduğu varsayılan sempatizanlarını rahatsız etme ihtimali olan bir işe girişemez.İktidarın yıllar içinde bir şeyleri yıktığını, bazı şeyleri yozlaştırdığını, hiçbir şeyin yerine daha iyisini ve niteliklisini kuramadığını hemen herkes gibi görüyorum. Bunun sayısız nedeni olabilir. Kanımca en önemlisi, temelinde yine laiklik karşıtlığı olan, gerçek bir özgürlük idealine mesafeleri. O mesafeden, diğerleriyle iletişim halinde bir kültürel birikim doğmuyor ve doğmayacak. Oysa her kültür, ancak bir diğeriyle karşılaştığında ve onunla saygılı bir ilişki kurduğunda saygınlığa kavuşur. Nitekim İslamcıların/AKP’nin ilk kadrolarının ve düşünce insanlarının bir özelliği, solun farklı tonlarıyla ilişki kurmalarıydı.Bugün yaşananların kökenini bir asır öncesinin düşüncesinde buluyoruz, gelecekte yaşanacaklarda da şimdiki tanıklıklarımızın izi olacak. Ancak her ne kurulacaksa bu ancak bugünün mücadelesiyle olacak, kendiliğinden değil.Murat Sevinç Afiş Dergi
"Yalnız sansürcülerin hayal gücünü aşmayan şeyler sansür edilebilir" Andrzej Wajda (Sinema ve Ben)

