"Yalnız sansürcülerin hayal gücünü aşmayan şeyler sansür edilebilir" Andrzej Wajda (Sinema ve Ben)

4 Şubat 2026 Çarşamba

Turizmciler…

 

Turizmciler… Ekmekleriyle Oynanıyor, Ses Yok!

Bir esnafın, bir işçinin ekmek parası kazandığı yere kötülük yapılsa anında tepki beklersiniz. Turizm şirketlerinin (büyük, çok büyük boy olanlarını saymıyorum) tanıtımlarına bakıyorum, tura/sefere çıkacakları ülkeler kan revan içinde ses yok. Seferden döndükleri, kaynaştıkları, ekmek parası kazandıkları topraklar, insanlar perişan. Yine ses yok.

Müşteri avına çıktıkları tanıtımlarının, duyurularının bir yerinde barış özlemlerini neden belirtmezler. Önceden gezdikleri ülkelerin insanları acılı günler yaşamışlarsa bir satırlık üzüntülerini, anılarını paylaşsalar…O da yok!

Ancak şunlar var:: İsrail İran'ı tepeliyor başlık: "Turizmde savaş gölgesi", otel yanmış, sektör temsilcisi kaygılı: "Yangın haberi hedef pazarlara kadar yayıldı, dünyada bize güven kaybı var". Bir gazete hadi araştıralım demiş (haftalık Oksijen): "16 kayak merkezinden sadece 3'ünde itfaiye var."

Kimi liberal, kimi çağdaş, kimi devrimci, kimi sadece tüccar her kimsen turizmci arkadaş Küba seferini şimdiden açıkladın... Takvimini 1 Mayıs’a da ayarladın. İran için hazırlıkların da tamam. Bugünlerde her iki ekmek yolun da sıkıntılı. Ya “Coğrafya kaderim/kısmetim”, elimden ne gelir de bilelim; ya da ekmeğimle oynamayın de. Barış/kardeşlik, en azından ekmek paran adına çok değil iki satır ses çıkar. Tur aracına bir füzenin isabet etme yüzdesi şimdilik çok düşük de olsa yine ses ver.

Bu arada memleketin dağını taşını, havasını suyunu, tarihini gezdirerek ekmeğini kazanıyorsun. Milli ve dini günlerde kes-yapıştır görsellerle sevgini, fikrini de gösteriyorsun. Ama ekmeğine, memleketine kötülük ederek devleşen şirketlere tanıtımlarında iki çift sözün yok.

Yarısı çocuk Kartalkaya'da otelde insan kıyımı yaşandı. Turizm piyasasında, sektöründe üzüntü, kaygı paylaşımı, denetim istemi, acılı ailelerle dayanışma sesi çıktı mı?

Çok gezen Sabit Kalfagil hocamızın biz fotoğrafçılara ayak üstü tavsiyesi vardı bir zamanlar, yalvarırcasına: “Ne olur tarihi yapıların dibindeki telleri, direkleri, çöp kutularını da çerçevenize alın.” 

Hocamız gezip tozarken çevrenize eleştiren, sorgulayan gözle bakın demek istiyor. Güzel ile çirkini, barış ile savaşı birlikte görün demek istiyor.

Bir zamanlar liselerdeki tartışmalardan biri, "Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" başlığı altında yapılırdı. Çok okuyandan umudumu kesmedim ama; bizim fotoğrafçılara, çok gezenlere bakınca durum berbat.

Bu yazının taslağı üzerinde son kez düşünürken Postseyyah Kooperatifinin ‘İran’da Savaş’a Hayır!’ ortak sesine denk geldim. Çağrı seyyahlara, seyahat yazarlarına ve fotoğrafçılara yapılmış. 

 İbrahim Akyürek,   Şubat 2026