"Yalnız sansürcülerin hayal gücünü aşmayan şeyler sansür edilebilir" Andrzej Wajda (Sinema ve Ben)

21 Temmuz 2026 Salı

Taksim


 

İzmir

 
Karşıyaka Belediyesi Hamza Rüstem Fotoğraf Müzesi’ni kapattı, oğlu Mert Rüstem tepki gösterdi 
2011 yılında dönemin Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak ile sözleşme yaptıklarını ve bu sözleşme hükümlerince müzenin kullanım hakkının kendilerinde olduğunu belirten Mert Rüstem, “Biz buradan herhangi bir gelir elde etmedik. Sadece babamızın adını yaşatıyordu ve sürekli sergiler açıyor, içindeki fotoğrafları güncelliyorduk. Bana haber verilmeden böyle bir karar alınmasına çok üzüldüm. Bakanlıktan izin aldıklarını ve müzeyi 1 yıl içinde başka bir yere taşıyacaklarını öğrendim. Bununla ilgili de bilgimiz yok” diye konuştu.


Film

 

İnternet


 

Fİlm

 

20 Temmuz 2026 Pazartesi

The Gulen: Belgesel Kitap/DVD

Bir ‘kurucu olay’ üzerine notlar

 2002- 2015 dönemi, siyasal İslamın, “bir restorasyon” projesi bağlamında şekillenmiş “pasif devrim” süreci içinde devlet aygıtında kurumsal mevziler kazandığı; sivil toplum, medya, eğitim ve bürokraside yavaş ama derinden bir rıza imalatı yürüttüğü klasik bir “mevzi savaşı” evresiydi. “15 Temmuz” bu süreci bir “cephe savaşı” aşamasına sıçrattı; devlet içi tarafların çatışmasının galibi, elde ettiği merkezileşmiş yürütme gücüyle, “mevzi savaşı” taktiğine dönerek günümüze uzanan yeni bir rejim inşa-kuruluş süreci başlattı.

 Muhalif duruşlar hızla suç kapsamında, sembolik ve fiziksel araçlarla baskı altına alındı. Diyanet rejimin en asli ideolojik-teolojik meşruiyet aygıtına dönüştü. “Olayın” ertesinde devlet bürokrasisinde başlayan geniş kapsamlı tasfiyelerin sonunda karar alma mekanizması rasyonel bürokratik süzgeçlerden, liyakatten tamamen arındırılıp karizmatik lider kültü ile onun etrafındaki dar iktidar kliğinin iradesine bağlandı

 KÜLTÜR SAVAŞLARI 

“Olayın” kurduğu rejimin, mülkiyet ilişkilerine, şirket yapılarına, piyasa mekanizmalarına liderlik düzeyinde doğrudan müdahale edebilen, muhalif ya da güvencesiz sermayeyi tasfiye edip yandaş kliklere, holdinglere sistematik kaynak aktaran yapısı, Günter Reiman’ın “vampir ekonomi” (1939) modelini anımsatıyor. Bu model içinde silah sanayisi, rejim açısından, hem sermaye birikimi hem milliyetçi-güvenlikçi meşruiyet üretimi açısından en stratejik önceliğe sahipti. 

 

Ergin Yıldızoğlu   Cumhuriyet 

                                                   

yukarıya doğru bakan kameralar


KADIN ATLETLERİ SEKS OBJESİ GÖSTERMEYE SON

Dünya spor medyasında da yaygın bir sorun bu. Uluslararası Atletizm Federasyonu, 2019’da, yerden yukarıya doğru bakan kameralar yerleştirdiğinde kadın atletler uygulamayı protesto etmiş, tartışmalar sonunda bu kameraların ham görüntülerinin ekrana verilmesi yasaklanmıştı.

Yeni gelişme, Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU), kadın atletlerin seks objesi olarak sunulmasını engelleyecek bir genelge hazırlaması. Olimpiyat yarışmacıları Holly Bradshaw, Ivana Španović ve Blanka Vlašić'in deneyimlerinden yararlanılarak hazırlanan genelgede, yüksek atlama, uzun atlama ve koşularda kadın atletlerin çekimlerinin nasıl yapılabileceği örneklerle aktarılıyor.

Kadın atletlerin vücut hatlarına odaklanılmaması, çok yakın çekimler yapılmaması ve yavaş çekimlerin tekrarlanmaması kuralı getiriliyor. Temelde, kadın sporculara saygı gösterilmesi ve performanslarına odaklanılması isteniyor. 
 
Faruk Bildirici   Birgün

17 Temmuz 2026 Cuma

kafa kamerası takmak.

Güney Kore'de yapay zekaya karşı işçi isyanı
 

Hoolywood da isyandaydı

Yapay zekaya karşı “isyan” sadece fabrikaları ve üretim tesislerini kapsamıyor, Hollywood da ayağa kalmıştı. Geçen yıllarda Ekran Oyuncuları Birliği ve Amerikan Televizyon ve Radyo Sanatçıları Federasyonu (SAG-AFTRA) sektörün sorunlarının yanı sıra yapay zekâya karşı mücadeleyi sokaklara taşımıştı. Neredeyse 5 aylık grev sürecinde sendika bünyesindeki senaryo yazarları kalemlerini bırakmış ve oyuncular da film setlerinden çıkmıştı. Bu eylemler sonrası sinema-televizyon sektöründe yapay zekâya dair koruyucu kararlar konusunda uzlaşmaya varılmıştı.

Endüstriyel robotlar tehlikesi

Yapay zekâ teknolojilerinin ilerleyişiyle ortaya çıkan insansı robotlar ise emekçilerin yerini almaya aday. Fakat iş yerlerinde değişime neden olan yalnızca “insansılar” değil. Uluslararası Robotik Federasyonu’na göre, son on yılda endüstriyel robotların üretimdeki yeri iki katına çıktı. Bunun yanı sıra, çalışanların iş dağılımı, denetlenmesi ve değerlendirilmesi gibi algoritmik yönetim sistemleri de çalışma alanlarına entegre ediliyor. Türlü şekillerle işçilere uzanan bu yapay zekâ modellerinin eğitimi ise yine emekçilere düşüyor.

Yerlerini alacak robotları eğitiyor

Hindistan’daki tekstil işçileri için artık günlük görevlerden biri dikiş ve paketlemenin yanı sıra kafa kamerası takmak. İmalathanede müdürler tarafından sebebi söylenmese de, işçiler mesai boyunca yaptıkları işi artık kayıt altına almak zorundalar.

“İlk başta komik olduğunu düşündük” diyen tekstil işçileri, The Guardian’a verdikleri röportajda zamanla izlenme dürtüsüyle atmosferin değiştiğinden bahsettiler. Rutin olarak yaptıkları işte verimliliklerinden dolayı şüpheye düştüklerini, hata yapmamak için daha dikkatli davrandıklarını ifade ettiler. Gözetim alanında işlerine devam etmeye çalışan emekçilerin bilmediği şey ise elde edilen bu videoların ne için kullanılacağı.

“Egosentrik veri” adı altında kaydedilen bu görüntüler, emekçilerin el hareketlerini ve üretim sürecini gösteriyor. Objectways veya Labellerr gibi teknoloji firmaları tarafından toplanan bu veriler ise ileride işçilerin yerini alabilecek insansı robotlar geliştirmek için robotik şirketlerine satılacak. Tekstil emekçileri ise sadece başlangıç. Depolar, dükkanlar ve fabrikalarda çalışan işçilere ait milyonlarca veri de kapsamlı modeller için gerekli olacak.

Sömürüye her daim devam

Hindistan bu pazarda üstünlük elde eden bir ülke. Emek odaklı endüstrilerin yoğunluğu teknoloji şirketleri için geniş bir palet açarken veri kaydının saatlik ücreti ise diğer ülkelerin yarısından daha az. Burada toplanıp temize çekilen verilerin yüzde 60’ı ABD’li firmalara gönderiliyor.

Ancak bu veriyi üreten emekçiler ne kullanım amacı hakkında bilgiye sahip, ne de karşı çıkma hakkına. İstihdamın güvensiz olduğu çalışma ortamlarında ise emekçiler işlerini kaybetme korkusuyla rıza vermek zorunda kalıyor. İstismara kapı açan bu durumda imalathaneler toplayıcı firmalardan saat başı para alırken işçiler kendi ürettikleri veriden ücret bile talep edemeyecek noktada. Teknoloji şirketleri yapay zekâ rekabetini daha yukarı noktalara taşırken arkada bırakılan işçi sınıfının emeği bu sektöre yakıt olmaya her daim devam ediyor.

                              

12 Temmuz 2026 Pazar

Temmuz 2026



 

Belgeselci

 

Hakan Tosun cinayeti davası ikinci kez ertelendi

“İlk temas eden 3’üncü kişi Hakan’a. Daha sonra Adnan geliyor, Abdurrahman geliyor... Bir çok şüphe var. Soruşturulsun istiyoruz; ‘Hayır’ diyorlar. Delilleri sunuyoruz; değerlendirdik diyorlar ama değerlendirilmemiş oluyor. Hakikat ortada, görüyoruz. Mahkeme huzurunda da video olarak bunları gösterdik. Ne söylerlerse söylesin karşısında videolar çok açık şekilde olayın ne olduğunu bize gösteriyor. 3’üncü kişiyi niye koruyorlar noktasında net bir cevap veremiyoruz. Bunları kimler koruyor sorusunu sormak gerekir. Sadece Hakan’ın değil, yolda yürüyen bir vatandaşın da yaşam hakkını savunması gerektiği bir dava bu dava. Bu sebeple yolda güvenle yürümek isteyen herkesin bu davada adaleti talep etmesini istiyoruz."

adalet, fotoğrafçı


Üniversite öğrencisi Esila Ayık beraat etti: ‘Cezaevinde geçirdiğimiz süre geri gelmeyecek’ 

Karar sonrası Esila Ayık ve avukatları Cumhuriyet’e konuştu. “Suç teşkil etmeyen, sonrasında beraati gelecek dosyalardan sırf toplumu sindirmek için bizleri tutuklayanlar utansın” diyen Esila Ayık, “Benim ve arkadaşlarımın cezaevinde geçirdiği 37 gün geri gelmeyecek. Cezaevinde değerlerimin kötüleşmesinden sonra boşu boşuna 1 yıl boyunca hastaneye gidip geldim, sonuçlarım normale dönsün diye. Geç gelen adaletin özürü de bahanesi de olmaz” sözleriyle yaşadığı kırgınlığı ve kızgınlığı ifade etti. 

‘YETERİNCE HAİN YOK GİBİ..’

“Bu dava bu aşamaya bile gelmemeliydi” diyen avukat Ümit Özkan, savcılık mütalaasına karşın mahkeme doğru kararı verdi. Günümüzde öyle bir noktaya geldik ki doğru karar verildiğinde geç olduğuna bakmadan seviniyoruz” ifadelerini kullandı. Masum gençlerin yargılama süreçlerinin üzüntü verici olduğunu belirten avukat Özkan, “Sanki yeterince hainimiz, düşmanımız, teröristimiz yokmuş gibi, gençlerimize en çok sahip çıkılması gereken dönemde onları baskılıyoruz. İtiyoruz. Oysa devlet, milletine kucaklayıcı olduğu ölçüde güçlü olur” dedi.

       

'Biz çok erken büyüyoruz'

 

10 Temmuz 2026 Cuma

Fransa



10 Temmuz 1985

Fransız Gizli Servisi ajanları, fotoğrafçı Fernando Pereira'nın ölümüne neden olmuştu
 
Rainbow Warrior'ın bombalanması; bütün dünyayı şok eden ve devlet eliyle gerçekleştirilmiş bir saldırıydı. 10 Temmuz 1985'te patlayan iki bomba, Yeni Zelanda'nın en büyük şehri Auckland'da Greenpeace amiral gemisinin batmasına ve Portekizli fotoğrafçı Fernando Pereira'nın ölümüne sebep olmuştu.
 
Gece yarısından kısa süre önce; suda botun hemen yanında görülen mavi bir elektrik şimşeğini büyük bir patlama izledi. Şu anda Lahey'de yaşayan Hans Guyt olayı şöyle hatırlıyor: "Ortalık toz domandı; Fernado'nun aşağıya, kamarasına gittiğini hatırlıyorum. Bana, 'Kameralarımı alacağım.' demişti. Martini ile birlikte diğer kamaraları kontrol etmek ve içeride kalanları dışarı çıkarmak için koridor boyunca koştuk. Bu Fernando'yu son görüşüm oldu. 
O zamanlar Soğuk Savaş en yüksek noktadaydı ve beş nükleer güç –ABD, Sovyetler, Fransa, Britanya ve Çin- düzenli olarak nükleer silah denemeleri yapıyorlardı. Fransa, denemeleri Güney Pasifik'te Tahiti'nin doğusundaki bir mercan adası olan Moruroa'da yapıyordu.


Fernando Pereira'nın çektiği son fotoğraflar:

9 Temmuz 2026 Perşembe

NATO ve SANAT


NATO MERKEZİNDEKİ BEDRİ RAHMİ MOZAİĞİ

   Geçtiğimiz günlerde Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanı İbrahim Kalın, Millî İstihbarat Akademisi’nin düzenlediği bir panelde NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott W. Bray’e, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 1960’ta NATO’ya hediye edilen mozaiğinin, sanatçının kendi yağlıboya versiyonundan üretilmiş özel bir baskısını takdim etti.

Çoğumuzun haberi bile olmadı. Bazılarımız ise “ne güzel, Bedri Rahmi hatırlanmış” dedik.  Kendi adıma hatırlananın kim olduğundan emin değilim. Bedri Rahmi mi, yoksa Bedri Rahmi’nin ürettiği kabul edilebilir Türkiye imgesi miydi? Bunun cevabını aramak gerekiyor. Ancak baştan uyarmalıyım: Bu bir “siyaset dostunuz değildir” yazısı. Keza halk motiflerinden gurur duyarken, aynı halktan utanmanın neden ve nasıl mümkün olduğunun da bir hatırlatmasını yapmaya çalışacağım.[1]

   Bu nedenle şu soruyu sormadan ilerleyemeyiz: Türkiye bu mozaikle NATO’ya mı kendini anlatmıştır, yoksa NATO’nun görmek isteyebileceği Türkiye imgesine mi çevrilmiştir?

Sorunun cevabı, İbrahim Kalın’ın hediyeyi takdim ettiği anlarda Ankara’nın üzerine çöken adı konmamış OHAL atmosferinde saklı. Motifleriyle, renkleriyle, tarihsel sürekliliğiyle övülen halkın, NATO liderlerinin göz zevkini bozmaması için kamufle edilmesi, tutuklanması ya da susturulması ağır bir ironi. Bir zamanlar halkın halısını, kilimini, nakışını NATO duvarına gururla taşıyan devlet aklı, bugün aynı halkın canlı varlığından rahatsızlık duyuyor. Motifini sevse de sesinden ürküyor. Desenini armağan etmesine karşın bedenini gözden uzak tutmak istiyor. Halkı kültür nesnesine dönüştürdüğünde alkışlıyor, siyasal özne olarak karşısında gördüğünde güvenlik sorunu sayıyor. 

Dr. Çağatay Olgun   Sanatatak

FOTOĞRAF

   GENÇLERE AÇIK ÇAĞRI    

7 Temmuz 2026 Salı

Ekoloji ve Fotoğraf Buluşması,


 

Küçük Menderes’te maden kuşatmasına karşı ortak cephe: ‘Yerin üstündeki altın bize yetiyor’

Tarihi Birgi’de düzenlenen Ekoloji ve Fotoğraf Buluşması, Küçük Menderes Havzası’nı kuşatan maden projelerine karşı güçlü bir direniş çağrısına sahne oldu. Holdinglerin milyar dolarlık maden iddialarına “Yerin üstündeki altınımız bize yetiyor” diyen muhtarlar, kararlılık mesajı verdi: “Bıçak kemiğe dayandı, lafın bittiği yerdeyiz. Her bir ağacımıza kurban oluruz, dağlarımızı terk etmeyeceğiz.”
 


                                                

6 Temmuz 2026 Pazartesi

nato


 

NATO karşıtı eylem takvimi: 'İstenmiyorsunuz!'

      

"Gülümsediğim için"

 

Özgür Özel'in Deniz Göktaş'ı ziyaretinde neler konuşuldu: Göktaş, "Gülümsediğim için arkadan çekilmiş görüntümü vermişler"; Özel, "Kendimi ona borçlu hissediyordum" dedi 

Özel, gözaltı sırasında servis edilen kelepçeli görüntülerle ilgili de Göktaş'ın, "Beş kez yürüttüler. Önden çekimlerde hep gülümsedim. Gülümseyen görüntümü vermemek için arkadan çekilmişi vermişler. Film platosu gibiydi. Aynı sahneyi 4-5 kez yürüdük." dediğini aktardı. 

Özel, gösterisinin ardından hedef gösterilmesi üzerine yaşanabilecekleri öngördüğünü söyleyen Göktaş'ın, "Ne yapacağım, dönmeyeceğim? Ben zaten kaçma niyetiyle gitmediğim için dönmem lazımdı, döndüm hemen" dediğini aktardı. 

5 Temmuz 2026 Pazar

prodüksiyon

 

Deniz Göktaş'ın avukatından açıklama: Ters kelepçe fotoğrafı 4-5 kere çekilmiş bir prodüksiyon 
Deniz Göktaş'ın avukatı Metin Sinan Aslan açıklama yaparak müvekkilinin gözaltı sürecine ve devamına dair bilgi vererek "Ters kelepçe dört beş kez üst üste çekilmiş bir prodüksiyon. O doğal bir sahne değil yani. Aşağı in, yukarı çık. Aşağı in, yukarı çık. Bir daha" dedi.

 

Sansür: Çok uluslu üst düzey fuhuş sektörü / Aralık 2025

Epstein belgelerinde esrarengiz kayıp: Trump fotoğrafının da olduğu dosyalar sessizce kaldırıldı

ABD Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) Jeffrey Epstein belgelerine ilişkin kamuoyuna açtığı belgelerde, aralarında Donald Trump’ın da yer aldığı bir fotoğrafın bulunduğu en az 16 belgenin, yayımlandıktan bir günden kısa süre sonra hiçbir açıklama yapılmadan internet sitesinden kaldırıldığı ortaya çıktı.

Hükümetin kamuoyunu bilgilendirmemesi, Epstein dosyalarına ilişkin yıllardır süren tartışmaları ve güvensizliği daha da derinleştirdi.

Kaybolan dosyalar cuma günü erişilebilir durumdayken, cumartesi günü artık ulaşılamaz hale geldi. Dosyalar arasında, çıplak kadın resimleri bulunan tabloların fotoğrafları ve Epstein’in evinde çekilmiş, çekmeceler ile bir konsolun üzerinde dizili fotoğrafları gösteren görüntüler yer alıyordu.  

Bu görüntülerden birinde, bir çekmecenin içinde Donald Trump, Jeffrey Epstein, Melania Trump ve Epstein’in uzun yıllar birlikte hareket ettiği Ghislaine Maxwell’in aynı karede yer aldığı bir fotoğraf vardı.  

Aralık 2025

4 Haziran 2026 - NATO KAFA


   

Operasyonun dış ayağı

Bu kaçıncı! Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, onca analize rağmen, hâlâ operasyonun dış ayağını anlamayarak (!) Atlantik dünyasından medet ummaya devam ediyor.

Son olarak Özgür Özel Newsweek’e yazdığı makalede “Yürüttüğümüz demokratik mücadele, yalnızca Türkiye’nin demokratik geleceğini değil, aynı zamanda bölgemizin, Avrupa'nın ve NATO'nun güvenliğini de şekillendirecektir” dedi.

ABD İMAMOĞLU’NU KURTARABİLİR Mİ?

13 Aralık 2025’te, İmamoğlu’nun CFR’nin dergisi Foreign Affairs’te yazdığı makale üzerine, bu köşede “ABD İmamoğlu’nu kurtarabilir mi?” başlığıyla bu konuya değinmiştim.

Ağır bir başlık seçmiştim, çünkü...

Öncesinde Özel ve İmamoğlu defalarca Batı’ya “AKP’nin bize yaptığı hukuksuzluğa karşı çıkın” mesajı vermişti, sayısız kere “Bizi yalnız bırakmayın” çağrısı yapmıştı. Karşılığında “Biz AKP’den daha Batıcıyız, daha Atlantikçiyiz, daha NATO’cuyuz” teminatı vermişlerdi.

Ama anlaşılmadığı görülüyor ki hâlâ aynı çizgiyi sürdürüyorlar. 


 Mehmet Ali Gürel   4 Haziran 2026  Cumhuriyet

                             

4 Temmuz 2026 Cumartesi

NATO

Bir kişinin “duyarsız, soğuk ya da anlayışsız, laf anlamaz, söz dinlemez, taş kafalı” olduğunu anlatmak için kullanılan “nato kafa nato mermer” deyimindeki nato sözcüğünün kökeni Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) ile ilgili değil. 

 

NATO KAFA

24 Ocak 2024; Komplo değil maziden bir haber:

TBMM, İsveç'in NATO üyeliğini AKP-MHP-CHP oylarıyla onayladı 
İsveç'in NATO üyeliği TBMM Genel Kurulu'ndaki tartışmalardan sonra açık oyla kabul edildi. MHP, AKP ve CHP milletvekillerinin 287'sinin "kabul" oyu kullandığı oylamada 55 milletvekili "ret" 4 milletvekili "çekimser" oy kullandı.

 

NATO KAFA

 

İmamoğlu'ndan zirve öncesi NATO'ya mesaj: 'Demokratik bir Türkiye çok daha güçlü ve güvenilir bir ortak olacak'

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından paylaşılan açıklamada İmamoğlu, NATO'ya mesaj göndererek, zirvenin Türkiye’nin dünyadaki yerini ve yönünü gösterecek önemli bir dönüm noktası olacağını savundu.

Türkiye’nin jeopolitik konumu ve ordusuyla Avrupa ve bölge güvenliği açısından kritik bir kapasiteye sahip olduğunu söyleyen İmamoğlu, bu gücün asıl kaynağının ise “millet iradesi, hukukun üstünlüğü ve Cumhuriyet kurumları” olduğunu söyledi.

İmamoğlu, demokratik hukuk devleti kimliğini güçlendiren ve kurumsal karar alma mekanizmalarıyla öngörülebilir hale gelen bir Türkiye’nin bölgede ve dünyada “çok daha güçlü ve güvenilir bir ortak” olacağını öne sürdü.

Sansür

Nasrettin Hoca’nın torununa tutuklama

Rejimi yıktılar, yenisini inşa etmeye çalışıyorlar, mesele budur. Bugün Türkiye’deki hemen her mesele de bununla ilgilidir.

Demokrasiyi inilecek durağa götüren tramvay diye tanımladılar önce, ardından demokrasiden bile ileride olduklarını propaganda etmek için “ileri demokrasi” dediler ve bugün Türkiye’yi gerilettikleri zeminde inşa etmeye çalıştıkları rejimi özetle şöyle uyguluyorlar:

- Vatandaş istediği gibi yaşar, istediğini giyer, istediğini içer ama sınırlı yerlerde, özellikle evinde olması tercih edilir çünkü dışarıda giyilen tahrik edebilir, içilen haram görülebilir.

- Gazeteci özgürce haberini yazabilir ama yazılanın yalan olduğu varsayılarak “yalan haber yayma” suçuyla tutuklanabilir. Haberin sonradan doğru çıkmasının bir önemi yoktur.

- Herkesin düşünce ve ifade özgürlüğü vardır ama düşünce beğenilmezse “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” kapsamına sokulabilir. Kimsenin tahrik olmasına ve tepki göstermesine elbette gerek yoktur. 

 Mehmet Ali Güler   Cumhuriyet