Direnişlerin röntgenini çekiyor
İsmini çok bilmesek de çektiği karelere yabancı değiliz. Son 15 yılda sayısız direnişi, eylemi kadrajına alarak fotoğrafladı. Kimi zaman yaşam savunucularının ile kimi zaman kadınların, öğrencilerin arasında, hak ve adalet arayışını karelere sığdırmaya çalıştı Şafak Hacaloğlu.
Bir foto muhabiri ya da fotoğrafçı değil ama o bu işe gönül vermiş. Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü’nde eğitimini tamamladıktan sonra bankada çalışmaya başlamış ve emekli olmuş. Artvin Arhavali. Aslında fotoğrafla haşır neşir oluşu da Arhavi’de başlıyor.
Hacaloğlu o süreci şöyle anlatıyor: “Doğup büyüdüğüm ev Karadeniz kıyısındaydı. Karadeniz sahil yolu nedeniyle evimizi kaybettik. Çocukluğumu, anılarımı kaybettim. Mahkemelere başvurduk kazandık ama yine de sesimiz duyulmadı. Sonra peş peşe HES’ler yapılmaya başlandı. Derelerimizi korumak için itirazımız oldu. Ama yok sayıldık. Bu eylemlere giderken fotoğraf çekmeye başladım.”
HAYATININ MERKEZ ÜSSÜ
Hayatımız Fotoğraf
İbrahim Akyürek
5 Ocak 2026 Pazartesi
Saraçhane
4 Ocak 2026 Pazar
1 Ocak 2026 Perşembe
T24
Kayıp fotoğraflardan kent belleğine: Metin Erksan’ın İstanbul hanları
İlk adım, Metin Erksan’ın İstanbul Hanları tezini, kayıp fotoğraflarıyla birlikte ve kapsamlı bir sergi eşliğinde yayına hazırlamak olabilir. Bunu zenginleştirmek için hanların aynı açılardan yeniden fotoğraflanması ve 1956–2026 arasındaki dönüşümün belgelenmesi; ayrıca artık var olmayan hanların da kaydının tutulması, son derece anlamlı bir karşılaştırma sunacaktır. Yanı sıra, sanat tarihçileri, fotoğrafçılar, sinemacılar, edebiyatçılar ve mimarlardan oluşan disiplinler arası bir ekiple yürütülecek kolektif çalışma, bir panelle taçlandırılabilirse hem şaşırtıcı hem de etkileyici bir örnek oluşturabilir.
Güven Bayar T'24
BBC
Homai Vyarawalla: Hindistan'ın ilk kadın foto muhabiri olan öncü isim
Kendisine 2011 yılında Hindistan'ın en yüksek ikinci sivil nişanı olan Padma Vibhushan verildi. 16 Ocak 2012'de 92 yaşında vefat etti.
31 Aralık 2025 Çarşamba
30 Aralık 2025 Salı
BÜFOK’ta Neler Oluyor?
BÜFOK Bülten - 30 Aralık 2025
İZ: Aptullah Kuran Kütüphanesi, Kuş Bakışı: Kent Fotoğrafçılığı, Biyografi: Nuri Bilge Ceylan, Duymayan Kalmasın!: Nasıl Olunur? - Tamer Yılmaz ve çok daha fazlası…
26 Aralık 2025 Cuma
Coşkun Aral
Betül Kanbolat BirgünÇatışmaların, felaketlerin, yokluk ve hastalıkların ortasında nerede deklanşöre basılır nerede basılmaz? Bu konudaki etik yaklaşımın, ilken nedir?
İnsanoğlunun teşhircilik gibi bir özelliği var. Konu psikolojiyle uğraşanların alanına girse bile bizim gibi şiddetin göz tanıkları bilirler ki, şiddet anını yaşatan kişi kısa bir süre için bile olsa bununla övünür. Deklanşöre bastığımız süre buna göre ayarlanır. Salgılar değiştiğinde şiddet yanlısı soğukkanlılığını kaybeder, tanık bırakmak istemez. İşte biz foto muhabirlerinin doğru yeri, doğru zamanı iyi tahlil etmemiz lazım aksi halde onlarca arkadaşımızın başına geldiği gibi fotoğraf uğruna hayatımızı kaybedebiliriz. Bazen de bizler çatışma ortamlarında, savaş meydanlarında propaganda aracı olarak kullanılmak isteniriz. Bu nedenle çok dikkatli olmak lazım. Örneğin Lübnan Savaşı’ndan sonra Dürzilerin yaptığı katliamın Maruniler tarafından dünya kamuoyuna kötü gösterilmesi için bir kitap projesi sunuldu bölgede tanık olmuş foto muhabirlerine. Hepimiz bir hafta öncesinde Marunilerin Dürzilere yaptığı katliamın da kitapta yer alması halinde bu projeye dahil olabileceğimizi söyledik. Ve proje gerçekleşmedi çünkü tek tarafın yaptıkları yansıtıldığında propaganda oluyor.
25 Aralık 2025 Perşembe
Madencilerin naif ressamı:
Nedim Günsur
NEDİM GÜNSUR VE MADENCİLERİN YAŞAMI...
"İlk olarak Ereğli Ortaokulu'ndaki öğretmenim olan Sayın Nedim Günsur'la başlamak istiyorum. 1955-1959 yılları arasında Ereğli'mizde öğretmenlik yaparken değerli Hocamla tanışıp öğrencisi olma şansını yakaladım.
Sayın Nedim Günsur'u size tanıtayım: 1924 yılında Ayvalık'ta doğdu. 1948 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun oldu. 10'lar grubuyla birlikte çalıştı. Bedri Rahmi Eyuboğlu ve öğrencileri Türk Kültürünün motiflerini çalışmalarında öne çıkardılar. Batı resmindeki soyut akımlarla, geleneksel motiflerimizi sentezleyerek çalışmalar yaptılar. Sayın Nedim Günsur, akademiyi birincilikle bitirdiği için Fransa Devleti'nin bursu ile Paris'e gider ve 4,5 yıl kalır. 1955-1959 yılları arasında Kdz Ereğli Ortaokulunda resim öğretmenliği yapar. 1956 yılında TBMM için 'Ereğli Limanı' tablosunu sipariş alır.
Toplumsal konuları Fransa'daki eğitimden etkilenerek naif yorumlara yakın bir tarzda işlemiştir. Ana konusu insandır, soğuk renkleri tercih eder. Dışa vurumcu tarzını zaman zaman kullanmıştır ve madencilerin yaşamı ağırlıklı konularıdır. Sayın Nedim Günsur'u 1994 yılında kaybettik, saygı ve rahmetle anıyorum."
Ressam Erdoğan Keskin Değişim
23 Aralık 2025 Salı
22 Aralık 2025 Pazartesi
Dikkatimizi neye verirsek, ona dönüşeceğiz.
Kültürün mülkiyeti el değiştiriyor!
Dijital platformlar (örneğin Netflix, Amazon, Apple) sinema stüdyolarını (Warner Bros., Universal Pictures, Sony Pictures) üç nedenle satın alıyor veya satın alma baskısına maruz bırakıyor.
Öncelikle Arşiv Gücü… Hikâye geçmişi olmayan bir platform, kültür üretemez. Arşiv = meşruiyet ve kabul demektir. Çünkü Süpermen’in söylediğine inanmaya hepimiz hazırız.
Algoritmik egemenlik de önemli bir kıstas… Artık iyi filmlerin değil, algoritmanın sevdiği filmlerin kazandığı zamanlardayız. İzleyici beğenisi, matematiksel olarak tahmin ediliyor.
Dağıtımın mutlak kontrolünü ele geçirmek bir başka kıstas… Sinema salonları opsiyonel olarak bir süre devam eder ya da başka bir şeye dönüşebilir. Televizyon stüdyoları ve yayıncılık anlayışı taş devri gibi görünecek… Gerçek tek bir ana sahne olacak, platformlar!
Yazık ki artık tek bir hikaye dinleyeceğiz!
Bu nedenle sinema artık bağımsız bir sanat alanı olmayacak; veri destekli bir davranış mühendisliği aracıyla tanışacağız…
Önümüzdeki 10 yılda ihtimal ki ulusal sinemalar çözülecek, yerel sinemalar olacak ama yerel ruh kalmayacak.
Her öykü küresel izleyiciye ve onların biriktirdiği algoritmaya göre şekillenecek.
Bağımsız filmler ya da orta bütçeli filmler eski anılar olacak yalnızca… Ya ucuz denemeler ki Netflix’de her gün yeni bir örneği var ya da çok pahalı yapımlardan bahsedildiğini duyacağız.
Hangi yapımcı ya da hangi yönetmenle çalışmayı sevdiğin; senarist için de oyuncu içinde hayal olacak; herkes platform işçisi olacak.
Ayhan Tinin Diken
21 Aralık 2025 Pazar
20 Aralık 2025 Cumartesi
2021
Toplumsaldan Bireysele Türk Sinemasından ParçalarUmut, Distopya, Siyaset
Her ne kadar bir ulusal sinema akımımız oluşmasa bile bir vakitler bir Türkiye Sineması oldu. Adına “Yeşilçam” denilen bu dönem ve onun içinden çıkan siyasi içerikli sinemamız sayesinde artık bir “Türk filmimiz” vardı. Ancak iyi niyetli çabalara rağmen bu noktadan hızla uzaklaşıldı.Sonra “Bağımsız Sinema”mız adı altında “konulu film”lere kavuşurken bir “niteliksel” değişim yaşandı. Entelektüel olarak görülen bu “kaliteli film”ler ne de olsa “festival” onayı alıp gösterime giriyorlardı.Bu değişim ya da dönüşümün yönü ve içeriği aslında görünenden fazlaydı. “Türk filmlerinden“ konulu filmlere” geçilirken aslında sinemamız toplumsal olandan bireysel olana umarsız ve acımasız bir kayış yaşadı ve bu alkışlandı, kutsandı.
Var olanın değişimine yönelik Umut yok olmuş, var olmayan Distopya türemiş, Siyasetten kopma adına hâkim siyasetin suyuna gidilmişti.Aslı Daldal kültür kuramları, sosyoloji ve felsefeye mesafeli olan ülkemiz sinema çalışmalarına ve Türk filmi denilince dudağının kenarında hep küçümser bir ifade bulunduran entelektüel camiamızın aksine, sinemamızı tam da bu alanlardan ele alarak cesaret isteyen bir işe kalkışıyor.1960’ların Toplumsal Gerçekçilik akımından yola çıkarak, başta Nuri Bilge Ceylan olmak üzere Bağımsız Sinema yaratıcıları ve onların izini süren genç sinemacıları takiple siyasal ve tarihsel olmayan bir anlatıyı tercih eden kuşağı postmodernizm ekseninde ele alıyor. (Tanıtım)
17 Aralık 2025 Çarşamba
16 Aralık 2025 Salı
2011 / Kdz. Ereğli
Nota Bene Yayınları’ndan çıkan ‘Yerüstünden Notlar (Madenci Kasabasında Yıkımın Fotoğrafı)’ madencilik sektöründe 1980’lerden sonra gerçekleşen yıkımın sonuçlarını gözler önüne sermeye çalışıyor. Kitap bu yıkımı Zonguldak’a bağlı bir madenci kasabası olan Armutçuk’taki dönüşüm üzerinden sorguluyor. Dönüşüm eserde, fotoğraflar ve yerel halkla yapılan söyleşilerle aktarılıyor. Alaattin Timur ve Mahmut Hamsici’nin editörlüğünde hazırlanan kitapta fotoğraflar bu iki isimle birlikte Ayşen Gürbüz, İlhan Beyoğlu ve Ekrem Erbiz’in imzasını taşıyor. Söyleşiler ise Mahmut Hamsici’ye ait.
Söyleşiler dışında kitapta yer alan iki metin okurların konuya vakıf olabilmesi için zengin bilgiler sunuyor. Bunlardan biri TTK işçisi Salim Çalık’ın kaleme aldığı ‘Kömürün Yarattığı ve Yıktığı Kent: Armutçuk’ yazısı. Çalık’ın Armutçuk’un ekonomik, sosyal, kültürel yapısını geçirdiği dönüşüm süreçleriyle birlikte aktardığı yazısı bugün akademik dünyada dahi yer almayan ve uzun araştırmalar ile ortaya çıkarılmış bir metin. Türkiye’deki maden işçilerinin sendikal mücadelesinde çok özel bir yeri bulunan Çetin Uygur’un metni ise Türkiye’deki maden işletmelerinin yapısını ve buna uygun toplumsal yaşamın 1800’lerden bugüne kadarki dönemlerini ve bu dönemlerin kendine ait özelliklerini genel hatlarıyla aktarıyor. 2011
14 Aralık 2025 Pazar
12 Aralık 2025 Cuma
11 Aralık 2025 Perşembe
Beyoğlu
Emek
Teknofeodalizm ile emek sömürüsü derinleşiyor
Emek sömürüsü dediğimizde çoğunlukla emek piyasasında ortaya çıkan ve Marx’ın artı değer kavramı ile özdeşleşen geleneksel sömürü ilişkileri aklımıza gelmektedir. Ancak son 15-20 yıldır günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen dijital iletişim teknolojileri ile geleneksel emek sömürüsü ilişkilerinin biçim değiştirdiğine şahit oluyoruz. Büyük teknoloji şirketlerinin her bir internet ve sosyal medya kullanıcısını adeta kendi işçisi gibi gördüğü ve bu sayede sıradan kullanıcıların günlük internet kullanımı üzerinden büyük bir emek sömürüsü ve sermaye birikimi elde etmesi söz konusudur. Burada sömürülen “emek” geleneksel anlamda emek piyasasında harcanan emekten farklı olduğu için sömürünün kendisini görünmez kılması gibi ciddi bir tehdit de ortaya çıkmaktadır. Literatürde ilk olarak 1977’de Smythe tarafından “izleyici emeği” olarak adlandırılan bu “emek” türü sıradan bireylerin boş zamanlarının medya araçları sayesinde sermaye tarafından reklamlar aracılığıyla metalaştırılmasını ifade etmektedir. Günümüzde gelişen dijital iletişim teknolojileri sayesinde artık bireyler sadece izleyici değil medya üretim ve tüketim süreçlerinin aktif birer katılımcısı olarak “kullanıcı emeği” sarf etmektedir. Bu bağlamda sosyal ağlarda bireylerin içerik üretirken aynı zamanda üretilen içerikleri de tüketmesi internet kullanıcılarının harcadığı emeği ifade etmektedir. Milyonlarca kullanıcının hem üretim hem de tüketim sürecinde yer alması teknoloji şirketleri için adeta bir hammadde olan milyonlarca bedava verinin toplanması anlamına gelmektedir. Bu veriler tıpkı Smythe’in 77’de vurguladığı gibi sermaye tarafından reklamlar aracılığıyla metalaştırılmaktadır. Bu noktada internet ve sosyal medya platformlarını kullanan herkes bir yönüyle emek sömürüsüne maruz kalmaktadır. Dolayısıyla emek sömürüsü toplumsallaşarak derinleşmektedir.
Tugay Soykan Birgün
9 Aralık 2025 Salı
Eksik insan
Eksik insan sendromu ve transhümanizm
Teknoloji altında beden bir araç, optimize edilmesi gereken bir sistem, performans verisi üreten biyolojik bir makine gibi konumlanıyor. Bu durumda beden artık benimle birlikte var olan değil, benden talepte bulunan bir “iş ortağı”na dönüşüyor. Uyku verileri, adım sayıları, üretkenlik uygulamaları, kalori takibi… Beden, öznenin bir parçası olmaktan çıkıp bir projeye dönüşüyor. Bu da kişide “tam değilim”, “eksik çalışıyorum”, “optimize edilmemişim” hissini besliyor. Varoluşçu felsefenin dikkat çektiği “eksik insan” tanımı günümüzde bir sendromun adı olabilir mi? Bu terim teknik bir psikolojik tanı değil ama felsefi bir fenomen olarak çok anlamlı olabilir: “Eksik insan sendromu.”
Ümit İnatçı T24
baronluk
Yeni feodal çağ ve dijital baronluk
Ortaçağ’ın baronları toprakta üretimi kontrol ederken bugünün baronları veriyi, iletişimi ve üretim süreçlerini yönetiyor. Facebook, Google, Amazon, X, Apple gibi teknoloji devleri, çağdaş dünyada bilgi akışını, iletişim biçimlerini ve hatta siyasal tercihleri belirleyen devasa yapılar haline geldi. Toplumun her katmanı, bu platformların altyapısına bağımlı durumda. Kamusal alan, artık fiziksel bir meydan değil; birkaç özel şirketin yönettiği sanal bir “platform ekonomisi” içinde biçimleniyor.
CUMHURİYETÇİ BAKIŞ
Varoufakis’in vurguladığı temel çelişki burada başlıyor: Vatandaş “kullanıcıya”, halk “veri kaynağına”, kamusal alan ise “platforma” dönüşüyor. Demokrasinin biçimsel varlığı sürse de içerik çoktan sermaye tekellerinin eline geçmiş durumda. Liberal demokrasiler, otoriter liderlere karşı çıkarken piyasa baronlarına dokunmamayı tercih ediyor. Bu yüzden Varoufakis’in ifadesiyle “gerçek bir cumhuriyetçi yalnızca krallara değil, baronlara da karşı çıkar.”
Bu çağda siyasal iktidarın merkezinde artık devlet başkanları değil, veri akışını ve dijital iletişim araçlarını yöneten özel şirketler yer alıyor. Her seçim kampanyası, her toplumsal hareket, bu dijital ağların denetimi altına girmiş durumda. Kamusal tartışma alanı, birkaç algoritmanın gölgesinde şekilleniyor. Bu durum, Varoufakis’in “yeni feodal düzen” kavramsallaştırmasını yalnızca bir metafor olmaktan çıkarıyor; somut bir ekonomik ve politik gerçekliğe dönüştürüyor.
DİJİTAL FEODALİZM
Bugünün dijital kapitalizmi, klasik kapitalizmin sınırlarını aşan bir bağımlılık ilişkisi yaratıyor. Bireyler hem üretici hem tüketici hem de gözetlenen birer veri kaynağına indirgeniyor. Bu yapının sürmesi halinde, demokrasi yalnızca bir “gösteri sanatı” olarak kalacak. Seçimler, özgürlük ve katılımın değil, algoritmik manipülasyonların sahnesi olacak.
Varoufakis, bu tabloya karşı yeni bir kamusallık öneriyor: Ne devletin ne de piyasanın tekeline sıkışmış, katılımcı, ortak mülkiyete dayalı bir dijital cumhuriyet. Bu, üretim araçlarının toplumsallaşmasının 21. yüzyıldaki biçimi olabilir. Kamusal veri merkezleri, açık kaynaklı platformlar ve demokratik olarak yönetilen dijital ağlar, geleceğin eşitlikçi toplumunun temeli olabilir.
Yazının son cümlesi, adeta çağımızın özeti niteliğinde: “Demokrasi artık baronların hizmetinde bir gösteri sanatına dönüştü. Yeni bir cumhuriyet istiyorsak önce baronların mülkiyetini tartışmaya açmalıyız.”
Bugün, ekonomik ve siyasal mücadele alanı yalnızca parlamentolar ya da sokaklar değil, aynı zamanda dijital ağlardır. Varoufakis’in çağrısı, klasik sınıf mücadelesini yeni bir zemine taşıyor. Feodalitenin sonunu getiren halkçı devrimler, bu kez dijital feodalizme karşı da verilmek zorunda.
GÖSTERİ DEMOKRASİSİ
Türkiye bağlamına bakıldığında ise Varoufakis’in işaret ettiği “baronlaşma” olgusu çok daha karmaşık ve çift katmanlı bir görünüm sergilemektedir. Bir yandan siyasal iktidarın giderek merkezileşmesi, kamusal kaynakların dar bir sermaye çevresine aktarılması ve medya-ekonomi ilişkilerinin aynı ağlar içinde iç içe geçmesi, klasik anlamıyla bir “yeni patrimonyal düzen” yaratmıştır. Diğer yandan küresel teknoloji devlerinin Türkiye’deki dijital davranışları belirleme gücü, reklam ekonomisini tekelleştirmesi ve veri akışını denetlemesi, ulusal ölçekteki iktidar ilişkilerinin üzerine ikinci bir tahakküm katmanı bindirmektedir. Böylece Türkiye’de hem yerli sermaye bloklarının hem de ulusötesi platform devlerinin oluşturduğu iç içe geçmiş bir feodal yapı ortaya çıkmaktadır. Bu yapı, yurttaşların giderek daha az kamusal, daha çok ticarileştirilmiş alanlarda var olmasına; politik katılımın ise sosyal medya algoritmalarının yönlendirdiği bir “gösteri demokrasisi”ne dönüşmesine yol açmaktadır.
Doğan Sevimbike Cumhuriyet
8 Aralık 2025 Pazartesi
Yeni
Fatih Akın'dan 'Amrum' yarın vizyonda
12 yaşındaki Nanning’in 2’nci Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarını anlatan ve gerçek bir hikayeye dayanan filmin başrollerinde Jasper Billerbeck, Laura Tonke, Lisa Hagmeister, Kian Köppke, Matthias Schweighöfer ve Diane Kruger yer alıyor.
7 Aralık 2025 Pazar
Veda
İngiliz fotoğrafçı Martin Parr 73 yaşında hayatını kaybetti
1980'lerde tartışmalara yol açan sahil fotoğrafları












































