"Yalnız sansürcülerin hayal gücünü aşmayan şeyler sansür edilebilir" Andrzej Wajda (Sinema ve Ben)

9 Şubat 2026 Pazartesi

yayın politikamıza uygun olmadığı için maalesef ...

2025: Fotoğraf ve Sansür

2025’in sansürü de önceki yılları aratmadı. Gazetecilere, serbest fotoğrafçılara geçmiş yıllarda ne yapıldıysa aynısı yapıldı. Yıl boyunca susanlar yine sustu susmayan gazeteci örgütlerine sanat ve edebiyat çevresinden sadece PEN Türkiye, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) eklendi. 

Geçen yıl, gözümüz kulağımız belgeselcilerden Hakan Tosun’u aramızdan aldılar. Çok eskilerde Sabahattin Ali’ye kıyan şahıs “milli duygularla” hareket ettiğini açıklamıştı. Katilin bahanesi Metin Göktepe’nin, Hrant Dink’in görünen katilleri için de geçerliydi. Şimdilerde Hakan Tosun’ları silip süpürmek için daha karmaşık yollar deneniyor olmasın!

Bu arada İmamoğlu'nun tutuklanması ile başlayan tepkilerin çoğu yargının araç olarak kullanılması üzerine yoğunlaştı. Sayıları 400'ü bulan sanatçı ve aydın tepkisine onlarca sendika, dernek ve oda eklendi. Arkeologlar Derneği fotoğraf derneklerine örnek olacak bir açıklama yaptı. Temel amacımız kültürel mirasımızı korumak ama dediler, yargının bağımsızlığını, özgürlükleri savunmanın da kendilerini ilgilendirdiğini vurguladılar. Artan yoksulluğu bir dert olarak açıklamalarına eklediler.

Fotoğraf sanatını sevdirme, yayma, eğitim gibi amaçlarının arkasına saklanan, fazlası bizi ilgilendirmez çizgisinde direnen derneklere ve federasyonlarına bir ders de çevre örgütlerinden geldi (Greenpeace Türkiye, Sandras’ı Koruma Platformu, Yaban Hayatı ve Doğa Koruma Vakfı, dernek olarak Ekosfer, İklim için 350, Yeşil Düşünce, Doğa). Bu örgütler İfade özgürlüğünün, yaşam ve barışçıl protesto hakkının yanında olduklarını utanıp sıkılmadan açıkladılar. Bu tepkilere, izleyen aylarda (Kasım) 44 sanat kurumunun 11. Yargı Paketi'ne yönelik açıklaması eklendi.

Farklı haberlerle de karşılaştık yıl boyunca; Fransız Haber Ajansı (AFP) muhabiri Bülent Kılıç bir davası nedeniyle gazeteci olduğunu kanıtlamak için yardım çağrısı yapmak zorunda kaldı. Belçika’da burslu olarak fotoğraf eğitimi alan, bir yandan çalışan 22 yaşındaki Esila Ayık Saraçhane buluşmalarında fotoğraf çektiği, çektirdiği için Silivri hapishanesi ile tanıştı. Marmaris'de Simpaş’ın kaçak faaliyetlerini görüntülemeye çıkan Birgün muhabirleri engellendi ve botla devriye gezen patronun silahlı adamları tarafından kayıt altına alındı. Bilgi verilen sahil güvenlik 20 dakikada ancak gazetecilerden sonra kaçaklara ulaşabildi. Antalya Kültür Yolu Festivali programında yer alan "Şapkalarla Atatürk" sergisi bir avukatın ve aynı kafadaki taraftarlarının tepkisi dikkate alınarak iptal edildi. İmamoğlu’nun ulaşım araçlarındaki ses ve görüntülerine yasak geldi. İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce'nin nikâhı hapishanede yapılmış, idare fotoğraflarını çekmişti. Ailesinin fotoğrafları edinme talebine uzun süre yanıt verilmedi.

 

Ya arşivler!

Bu arada sansürün yeni hallerini de öğrendik. Radikal gazetesinin arşivinin internetten silindiği daha önce yazılmıştı. Benzeri, el konulan Tele1'in başına geldi. Bir ilginç silme haberi de ABD'den geldi. Hiroşima'ya bomba atan uçağın adı Enola Gay olarak biliniyordu. (Kral) Trump'ın hassasiyetlerine takılan gay'lik nedeniyle internet aramalarında uçak fotoğraflarının da ortadan yok olmaya başlandığı yazıldı. 

Deprem riski, taşınma bahanesi ile Türk Film Arşivi ve Sinema Müzesi (Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi) belirsizliğe sürüklendi. Okulun öğrencileri barınma ve eğitim haklarıyla birlikte müzeyi de sahiplenen açıklamalar yaptılar.

Arşiv demişken patronlar geçen yıl arşiv işine el attı. Bizim fotoğrafçılar, tarihçiler bu işe çok hem de çok sevindi.  SALT (Garanti Bankası), Bülent Eczacıbaşı Vakfı Fotoğraf Araştırma Merkezi (BEVFAM), özel üniversiteler ilgili kurumların ilgi duymadıkları bir alanı sahiplendiler. Sansür artık birinci elden yapılacak. Saygınlık katan bir mal gibi görülen arşivler üzerinde nelerin döndüğünden, arşivlerin geleceğinden (sonradan patronlara küsenler dillendirmedikçe) haberimiz bile olmayacak. Bu arada hayırlı bir iş gibi görünen 32. Gün Arşivi sayesinde geçmişi anımsıyoruz. Mehmet Ali Birand Gazetecilik ve Demokrasi Derneği geçen yıl Şubat ayında resmen faaliyete başlamış. 80’lerde, 90'larda memlekette neler olduğu ekranda şimdilerde dönüp duruyor.

Geçen yılın en tehlikeli sansür örneği adaletin kıyısından döndü. “Eylemde polis müdahalesi kaydedilebilir” hükmü şimdilik devam edecek.

Bu haberi aktaran Cumhuriyet gazetesine göre Danıştay, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün eylemlerde polis müdahalesi sırasında ses ve görüntü kaydı alınmasını yasaklayan genelgesini ikinci kez iptal etmiş. CHP’den Süleyman Bülbül neyin kıyısından döndüğümüzü belirten şu sözleri etmiş: “Kolluk muamelelerinin şeffaflıkla denetlenmesi ve hak ihlallerinin delillendirilmesi.”

 

Anlıyoruz ki, yürütmenin kanuna, meclise bile gerek görmeden bir genelge ile denetimden kaçması Danıştay'ın itirazına yol açmış.

Bu genelgenin benzerini bir yerlerden biliyorum dedim, gazete kesikleriyle dolu sansür dosyalarımı karıştırdım. Fransa’da 2020’de 24. Madde olarak bilinen kanun tasarısının meclisten geçmemesi için direnildiğini anımsadım. Sarı yeleklilerin eylemleri olarak bilinen, özellikle Anadolu Ajansı yoluyla bize ulaşan görüntülere, emeklilik reformuna ve 24. Maddeye olan itiraz da eklenmişti.

 İbrahim Akyürek    Ocak 2026     67sergi@gmail.com    

                          

İbrahim Bey merhaba, 

Öncelikle "2025: Fotoğraf ve Sansür" isimli yazınız için teşekkür ederiz. Bu yazınıza yayın politikamıza uygun olmadığı için  maalesef  blogda yer veremeyeceğiz. 

Yeni yazılarınızı bekler, iyi günler dileriz.

Selam ve saygılar,

Tülin Safi

İFSAK Blog Ekibi

--

Syg.

İFSAK Blog Ekibi