"Yalnız sansürcülerin hayal gücünü aşmayan şeyler sansür edilebilir" Andrzej Wajda (Sinema ve Ben)

2 Haziran 2026 Salı

kuşkusuz ABD ve AB planları temelinde-

 

Devlet aklı

Siyasal İslamcıların, eski Türkiye kurumlarını -kuşkusuz ABD ve AB planları temelinde- tasfiyesinden beri, Türkiye'de hükûmetin yanında bir "derin devlet"in var olup olmadığı tartışılmaktadır. Bu tartışmalar, Apo ile Birinci Çözüm Süreci'nde bizzat Erdoğan'ın, "İmralı ile devlet görüşüyor" sözleriyle zirve yapmıştır.

Bu, önce 17-25 Aralık, sonra 15 Temmuz ve FETÖ dosyalarında "paralel devlet" olarak resetlenmiştir. Daha sonra AKP'lilerce Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması sürecinde, 19 Mart sonrası devreye sokulmuştur. "Ekrem İmamoğlu'nu devlet tutuklamıştır" söylemi, hem İmamoğlu'nun "millî çıkarlara aykırı bir lider" olduğu iddiasına (İngiliz konsolosla İstanbul'da balık yeme), hem de Erdoğan'dan ayrı bir yargı ve devlet olduğu iddiasına dayanmaktadır.

Birkaç yıldan bu yana, ne zaman devlet ve hükûmet içinde "ters" bir ses çıksa, bürokraside "farklı" bir adım atılsa, siyasette geçici ve kısmî çelişkiler görülse (mesela Bahçeli Erdoğan'ın tezlerine aykırı iki laf etse) veya ordu, yargı veya YSK içinde aykırı bir görüş seslendirilse, hemen hararetle "devlet aklı" tartışmaları başlamaktadır.

Geçen hafta Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına "kayyım" olarak atanmasında da aynı propaganda yeniden ortaya çıkmıştır: "Devlet aklı, Erdoğan sonrası Türk siyasetini dizayn ediyor, Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına getirilmesi devletin kararıdır" (Bu söylem, son olarak Bülent Kuşoğlu'nun T24 röportajıyla gündeme gelmiştir). 

Hüseyin Aygün   Birgün